Kalem Gzeli - Trk Hat Sanat. www.kalemguzeli.org
 Kalem Güzeli - www.kalemguzeli.org - Türk Hat Sanatı - Akademik Yazılar

Akademik Yazılar

  • Celî Dîvânî Yazıların Anatomik Yapısı ve Kompozisyon ?zellikleri - Sava? ?evik

  • Celî Dîvânî Yazıların Anatomik Yapısı ve Kompozisyon ?zellikleri - Sava? ?evik

    Foto?raf galerisi içeren yazıCelî Dîvânî yazı, dîvânî yazının kullanımından sonra geli?mi? bir yazıdır. Dîvânî yazı Selçuklular döneminden itibaren kullanılmakta olup, bu döneme ait eldeki örnekler dîvânînin geli?memi? biçimlerini yansıtmaktadırlar. Osmanlı devrinde, özellikle Fâtih Sultan Mehmed döneminde ülkemizde Kadîm Tâlîk olarak bilinen ?ikeste yazısı da ele alınıp geli?tirilmi? ve tamamen Osmanlı sanatçılarının geli?tirdi?i yeni bir yazı karakteri olarak hat tarihine kazandırdıkları Celî Dîvânî yazı do?mu?tur. Bu yazı günümüze kadar geli?mesini sürdürerek gerek harf anatomileri gerekse kompozisyon yapılarıyla zaman içerisinde evrimle?ip XX. Yüzyıldaki biçimine kavu?mu?tur.

    Dîvânî yazı, devletin resmi yazısı olma sıfatıyla, padi?ah fermanları ba?ta olmak üzere men?ur, ?ikâyet, mühimme ve ahkâm defterlerinde, resmi kararlarda ve devlete ait belgelerde kullanılmı?tır. Dîvânî kelimesi de devlete ait, dîvâna ait anlamına gelmektedir. Fatih döneminde dîvânî yazısının bugünkü biçimindeki kaide ve usullerini ortaya koyan Tâceddin῾dir. Daha sonraları bu yazının geli?mesine hizmet eden hattatlar İsmail ?elebi, Ayn Ali ?elebi, Hüdhüd Ali ?elebi, Sâf Muslî ?elebi, Tâcîzâde Câfer ?elebi ve Matrakçı Nasuh olmu?tur. XVII. Yüzyılda dîvânî yazının ideal örneklerine rastlıyoruz. XIX. Yüzyılda ise bu yazının en güzel formları temayüz etmi? bulunuyor.

    Dîvânî hattının basit kırması ve daha geli?mi? olan dîvânî celisi çe?itleri vardır. Ancak celî dîvânî, dîvânî yazının celîsi de?ildir. Tamamen farklı bir karakterdir. Hat tarihinde her yazının isminin ba?ına ‘celî῾ kelimesi geldi?inde, yazı karakteri de?i?memekte, ancak o karakterin kalem kalınlı?ı de?i?mektedir. Dolayısıyla celi kelimesi büyük anlamında kullanılmaktadır. Oysaki celî kelimesi, celî dîvânî yazısı için dîvânînin büyü?ü anlamına gelmemekte, tamamen farklı bir karakterin ismi olmaktadır. Osmanlı Sarayının adeta özel bir yazı karakteri olarak kullanılmaya ba?lanmı? ve devam etmi?tir. Padi?ah fermanlarında ve devlete ait resmi evrakta tu?ranın altında yer almı? ve görünü?ü itibariyle de devletin ha?met ve azametini simgeleyen görüntüsüyle fermanların gücünü ifade etmi?tir.

    Celî Dîvânî yazı karakteri Osmanlı devrinde yalnızca saray evrakında kullanıldı?ından ve sanat yazısı olarak kabul edilmedi?inden, yazanın ismi de mevcut bulunmamaktadır. Bu durumda bu yazının geli?me seyrinde rol alan hattatların isimleri bugün bilinmemektedir. Ancak son dönemde hattatların da isimleri yazılı oldu?undan, bu yazıyı en iyi yazan hattatların bazılarını tanıma fırsatını elde etmi? bulunuyoruz. Sâmi, Hacı Kâmil, Nâsih, Recâi ve Aziz Efendiler, Hakkı,  Ferid , Süreyya Beyler, Halim ve Hâmid Efendiler bu konuda tanınmı? isimlerdir.Cumhuriyet döneminde ise Celî Dîvânî yazıyı farklı bir kompozisyon ve içerik açısından ele alan Prof. Emin Barın (1913-1987) ise bu yazının geleneksel biçiminden farklı bir tarzda yazılmasının yolunu açmı? bulunmaktadır. Günümüzde bu yazıyı yazan çok sayıda ya?ayan hattat bulunmaktadır. Tüm İslâm dünyasına da?ılmı? olan bu hattatların isimlerini burada eksiksiz olarak zikretmek mümkün olmayacaktır. Onun için ya?ayan celî dîvânî yazan hattatlarımızın isimlerini buraya yazmaktan imtinâ etmi? bulunuyoruz.

    Celî Dîvânî yazı Osmanlı sarayında yeminli hattatlar tarafından yazıldı?ından, saray dı?ına çıkmamı? ve müstakil hattatlar tarafından sanat yazısı olarak kullanılmamı?tır. Ancak Osmanlıların son dönemlerinde artık bu kural yava? yava? gev?emi? ve dînî metinler de dahil olmak üzere, her alanda kullanılmaya devam edilmi?tir. Devletin resmi i?lerinde kullanılan celî dîvânî yazı, genellikle silinme ve kazınmaya müsait olmayan aharsız ka?ıtlara yazılmı? ve hükümlerin de?i?tirilmemesi ve yazıda bir tahrifat yapılmasının önüne geçilmi?tir. Yapılan imlâ hataları ve kelime yanlı?lıkları oldu?u gibi bırakılarak devam edilmi?, harfler sıkça birbirlerine yana?tırılıp yazılmak ve bo?luklar tirfil ve çe?itli süs i?aretleriyle iyice doldurularak yabancı bir kelimenin daha sonra ilavesine fırsat bırakılmamı?tır. Bu ?artlar altında yazılan yazının, sonradan de?i?tirilmesine imkan olmayacaktır.

    Celî Dîvânî Yazıda Anatomik ?zellikler

    Dîvânî ve Celî Dîvânî yazılar esasen Tâlîk ve Tevkî yazılarından do?mu? ve geli?mi?tir. Daha ziyade tâlik yazıdan, ?ikeste tâlîk denen cinsinden do?mu?tur. Bu yazı tam anlamıyla  Osmanlıların geli?tirdi?i bir yazıdır. Aklâm-ı Sitte yazılarından de?ildir. İlk dönem XV. yüzyıl ba?ları ve ortalarındaki örnekleri itibariyle tâlîk yazıya büyük oranda benzerlik ve ça?rı?ım göstermektedir. Hatta tâlîk yazının hafifçe sa?a olan meyli de uygulanmı?tır. Harflerin kâseleri tıpkı tâlîk kâseleri gibi yapılmakta ancak biraz daha büyükçe tutulmaktaydılar. Elif ve Lâm harfleri ise uzunca yapılarak belirginle?tirilmekte ve okumayı kolayla?tırmaktadır. Ke?ideler tâlîkteki düze yakın uzantılar yerine, ?ikestedeki hareketler abartılarak uygulanmakta ve daha kıvrımlı ve dairevî hareket ve kavislerle desteklenmektedir. Daha sonraları XVIII. Yüzyıldan sonra ise harf anatomilerinde iyiden iyiye bir belirginle?me ve de?i?im gözlenmektedir.

    Bu yazının bâriz özelli?i harf anatomilerinin, Aklâm-ı Sitte yazılarına göre oldukça hareketli ve kıvrak, süslü ve dekoratif bir görünüme sahip olmalarıdır. Harflerin büyüklükleri kendi kalemine göre sülüs yazısına oranla biraz küçüktür. Fakat bazı harfler ise tam aksi, sülüs formlarından büyüktürler. Harflerin algılanmaları sülüs ve nesih yazıya göre biraz daha güçtür. Celî dîvânî dal ve fe harfiyle Lâmelif harfi, sülüse göre oldukça farklı bir biçimde oldu?undan daha zor okunurlar. Harf e?imleri yine Aklâm-ı Sittedeki harfler gibi sola meyillidirler. Ancak bu meyilin ölçüsü oldukça serbesttir. Aklâm-ı Sitte yazılarındaki kesin ve katı harf ölçüleri bu harflerde yoktur. Harflerin ölçüleri, form tutarlılı?ı ve güzelli?i gözetilmek kaydıyla hattat tarafından de?i?tirilebilir. Hatta harflerin formunda hattata oldukça geni? bir yetki bırakılmı? ve bazı lokal tasarruflar yapılabilmi?tir. ?rnek olarak zikretmek gerekirse; Sin harfinin di?leri birbirlerinden çok farklı formlarda yapılabilmi?tir. Bazen sivri ve keskin yapılırken bazen de dalgalı ve küt yapılabilir. Ke?idelerin kavis ölçüleri ve büyüklükleri istenildi?i gibi de?i?tirilebilir. Harflerin dönü? yerleri ve ba?lantılarında da hattat kendi inisiyatifini rahatlıkla ve özgürce kullanır. Yazılırken ölçüyü tutturmak gayesi olmadı?ından, hattat tarafından oldukça hızlı, kıvrak ve rahat yazılırlar. Harflerin yapısı adeta rakseden bir figür gibidir. Harf büyüklükleri de keza hattat tarafından tespit edilerek yazılırlar. Aynı kalem kalınlı?ı ile birbirlerinden çok farklı büyüklükte harflerle yazı yazan hattatlar bulunmaktadır. Hemen bütün harflerin, kalem ucuyla yapılmı? ince çizgi ve uzantıları mevcut olup, dekoratif bir yapıyı ortaya koyarlar. Harf e?imleri ve harflerin bölümleri arasındaki muvazene de keza de?i?tirilerek yazılabilir. Küplü harflerin küp formları ile ke?ideli yapılan harflerin ke?ide uzunluklarında da tasarruflar yapılabilir.

    Bazı harflerin kuyruklarında yapılan uzantı ve dekoratif esprilere de rastlanır. Cim, Ayn, Mim harflerinin kuyrukları uzatılarak fiyonk biçimleri verilebilir. Kef harfinin sereni de keza istenildi?i gibi yapılıp, kıvrılarak dekoratif ornemental hareketlerle süslenebilir. Bazı harflerin anatomik parçalarının yapısının belirli bir formu yoktur. Ha ve Ayn  harflerinin ba?ları hattatın tercih edece?i bir formda yapılabilece?i gibi, o anda hissedilen çok farklı bir form ile de yapılabilir. Elif, Lam, Tı ve Kef harflerinin zülfeleri  ise Aklâm-ı Sitte harflerinden oldukça farklı bir tarzda yapılmı?lardır. Yukarı do?ru uzantının ba?ına ve bu çizginin sol tarafına adeta bir kakül takılmı?çasına hareketli bir ince çizgiyle zülfeler yerini bulmu?tur. Bu zülfe formları, tıpkı Osmanlı sancaklarının ba? tarafında bulunan ve sarkan süs tüylerini andırırlar ve sava?a giden bir ordunun sancak ve mızraklarının ucunu hatırlatırlar. Harflerin genelinde düze yakın veya düzce bir çizgi bulunmamaktadır. Daima kavisli ve hareketli çizgilerle dinamik bir görünümdedirler. Harflerin bitiminde yapılan kıvrım ve ince hareketlerin yönü, kendisinden önce ve ya sonra gelen harfin anatomisine zarar vermeyecek ?ekilde yön bularak akarlar. Bu yazının esası dekoratif unsurları barındırdı?ından dolayı zaman zaman harflerdeki çanak kısımları veya ke?idelerin tam ortalarına denk gelen kısmında kalem kaldırılıp biraz bo?luk bırakılarak yazıya tekrar devam etmek suretiyle dekoratif yapı daha da zenginle?tirilir. Hatta bu kesik kısa çizgiler bazen 2 veya 3 adete çıkarılarak harfe daha da süslü bir hava kazandırılabilir.

    Sonuç itibariyle celî dîvânî harfler; hattatın bilek ve espri gücüne ba?lı olarak genel yapılarını korumak kaydıyla, anatomilerinde oldukça de?i?iklik yapılabilecek bir karaktere sahiptirler. Ancak bütün çizgi sanatlarında oldu?u gibi burada da, genel kural, optik denge ve çizgi güzelli?ini kaybetmemektir. Farklı kreatif unsurlar ve kıvrımlar hattat tarafından gerekli görüldü?ü hallerde ve yerlerde uygulanabilir. Kanaatimizce bir yazıda bu kadar serbestli?in olması ilk bakı?ta sanatkârı rahatlatan bir unsur gibi görülebilir. Ancak, kurallı yazıyı yazmak, kurallara uyma derecesinde kolaydır ve rizikosuzdur. Fakat celî dîvânî gibi yarı kurallı yazılarda kreatif uygulamalar her zaman için rizikolu olup, sanatkârın tasarım gücüne göre ba?arılı veya ba?arısız olabilmektedir. Kreatif anatomik formları yakalamak çok zordur ve hattatın form bilgisi ile yakından ilgilidir. ?zellikle de yazı anında bu kreasyonu yakalayıp yazıya uygulamak hiçte kolay görünmemektedir.

    Celî Dîvânî Yazılarda Kompozisyon

    Celî Dîvânî yazı ba?langıç itibariyle özel ve devletin resmi yazısı niteli?i ta?ıdı?ından genellikle ferman, men?ur ve berat yazıları gibi hüküm ifade eden belgelerde yer aldı?ından özel bir kompozisyon ?ekliyle yazılmaya ba?lanmı?tır. Bu dönemde uzun metinler söz konusu oldu?undan satırlar da uzun olarak tasarlanmı?tır. Yazıda sonradan bir de?i?iklik yapılamaması için de satırlar girift bir tarzda istiflenmi?tir. ?yle ki kelimeler arasına hiçbir ibâre hatta harf dahi sı?amayacak biçimde satır istifleri düzenlenmi?tir. Aradaki do?al bo?luklar ise yine ilâve kelimelerin konamayaca?ı ?ekilde küçük tirfil ve süs i?aretleriyle doldurulup hiçbir bo? alana meydan bırakılmayacak biçimde satırlar tamamlanmı?tır. Satırların ba?langıç ve bitimleri de özel emniyet tedbirleri alınarak düzenlenmi?tir. Satır ba?ları ovalimsi bir biçimde metne ba?lamaktadır. Bu form, satırın ba?langıcına herhangi bir ilâveyi asla mümkün kılmamaktadır. Satır sonlarında ise yine hafif yukarı do?ru istif yön de?i?tirerek ve sonuçta da sivrilmi? bir biçimde satır tamamlanmaktadır. Satır sonlarına da bu forma müdahale edip herhangi bir ilâve yapılamamaktadır. Sonuç olarak satırların ne ba?ına ne de sonuna ilâve bir kelime veya rakam konma imkânı tamamen ortadan kalkmaktadır. Ayrıca bu satır formları genel biçimleriyle kılıç ve Osmanlı palasının ?ekline de benzedi?inden, padi?ahın veya hükümdarın(vezir, vali, vb.) gücünü ve otoritesini de ayrıca simgelemektedir. XVIII. yüzyılın ba?larına gelene kadar bu satırların alt ve üst kısımları çok kesin bir düzlük göstermeyip do?rusal bir biçimde yazılırlardı. Bu yüzyıldan sonra ise, celî dîvânî satırların alt ve üst kısımları gayet kesin ve düzgün bir do?rusal çizgi olu?turacak ?ekilde kompoze edilmi?lerdir. ?yle ki tirfiller de bu sınır çizgisini netle?tirecek ?ekilde iki satır çizgisi arasındaki bo?lu?a dengeli bir ?ekilde da?ıtılmı?lardır.

    Satır kompozisyonlarında bazen satırın herhangi bir yerinde bir veya iki kere ke?ideli harflerin yer almasıyla satırdaki doluluk ve uzun satırların okunma sıkıntısının bir nebze olsun önüne geçilmi?tir. Bu ke?ide bo?lukları aynı zamanda estetik bir görüntünün de olu?masını sa?lamaktadırlar. Yine uzun ve dolu istif görünümüyle tekdüze bir görüntüye sahip olan satırların monotonlu?unu bozmak ve hareketlilik esasına dayanan bu yazının hareketlili?ini daha da artırmak maksadıyla a?a?ıya do?ru uzanan harflerin uzantıları satır çizgisinden ta?ıp a?a?ıya do?ru sarkmaktadır. Mim, Ayn gibi harfler buna müsait anatomik yapıdadırlar. Aynı ?ekilde yukarıda da üst satır çizgisinin üzerine özellikle Kef harfinin sereni ta?ırılarak konmak suretiyle a?a?ıda yapılan rahatlama hareketi yukarıda da tekrarlanmı? olmaktadır. Bu alt ve üst satır çizgilerinin yukarı ve a?a?ısına ta?ması birbirlerini dengeleyen ve optik olarak da dengeye ula?ılmasına yardımcı olmaktadır.

    Celî Dîvânî yazıdaki istif kâideleri di?er celî yazılardaki istif kâideleriyle paralellik göstermektedir. Satırdaki harflerin yo?unlu?unun homojen olması, te?rîfat kurallarına uyulması, harflerin kesi?en yerlerinin birbirlerinin önemli anatomik özelliklerini kapatmayacak ?ekilde ayarlanması ve çizgiler arasındaki e?im ve ahengin paralellik göstermesi gibi husûsiyetler aynen bu yazıda da uygulanmaktadır.

    Satır istiflerinde aslolan harflerin anatomisiyle temel kompozisyonun halledilmesidir. Tirfillere ve süs unsurlarına mümkün oldu?unca az yer bırakılmalıdır. Daha sonra tirfil, hareke ve süsleyici unsurların kalem kalınlıkları da mümkün oldu?unca ince tutulmalıdır. Zira çok hareketli ve kalınlı?ı itibariyle celi yazıya göre daha naif olan harfler arasında bu tirfiller, yazının genel istif güzelli?ini örterek hem estetik kayba hem de okunmaya zarar verecektir. Genel bir kural olmamakla birlikte tirfillerin kalem kalınlı?ı esas yazı kalınlı?ının ¼ ü veya daha incesi olmalıdır. Zaten çok sık konan bu tirfillerin fonksiyonu yalnızca bo?lukları doldurmaktır. Celi sülüs yazıda kullanılan tirfillerin dı?ında noktalar ve kısaca yapılan küçük çizgiler de ilâve edilmi?lerdir. Bundan maksat, çok tirfil gerektiren bu yazıda , aynı tirfilin yan yana bolca kullanılmasından do?an tatsız görüntüyü engellemektir. Bu süs unsurları konarken birbirlerinden e?it uzaklıkta ve yan yana aynı tirfilin gelmemesine özen göstermek gerekmektedir.

    Celî Dîvânî yazı kompozisyonlarında hattatın tasarruf yetkisi di?er Aklâm-ı Sitte yazılarına göre daha fazladır. Harflerin anatomisinde istifin durumuna göre ölçülerde oynamalar yapabildi?i gibi farklı ba?lama formlarını da kullanabilir. Burada esas olan ortaya çıkan formun göze ho? gelecek tarzda uygulanmasıdır.

    XX. yüzyıla gelene kadar celî dîvânî yazıların genel formu klasik uzun satırlar ?eklinde idi. Osmanlıların son dönemlerinde ise artık bu yazı nev῾i, sadece dîvanda yazılmayıp hattatlar arasında ba?ka ibarelerin yazılmasında da kullanılmaya ba?lanmı?tır. Bu serbesti, celî dîvânî yazının kompozisyon biçimini de etkilemi?tir. ?nceleri çok uzun metinler yazılırken, bu yüzyılda daha kısa metinler de yazılmaya ba?lanmı?, dahası birkaç kelimeden ve hatta bazen tek ve kısa kelimelerin bile yazılması gerçekle?tirilmi?tir. Bu ise klasik satır formundan uzakla?ılarak çok farklı formlarda da celî dîvânî yazı kompozisyonlarının ortaya çıkmasına vesile olmu?tur. Celî sülüs yazılarda kullanılan yuvarlak, beyzî, kare, dikdörtgen ve armudî formlarla birlikte serbest formların dahi kullanıldı?ını görebilmekteyiz. Günümüz hattatları, artık celî dîvânî yazı ile çok farklı kompozisyonlar tasarlamakta ve oldukça da ba?arılı eserler ortaya koymaktadırlar.

    Celi sülüs yazıda kullanılan müsennâ kompozisyon biçimi, celî dîvânî yazıda pek kullanılmamakla birlikte, istisnâ da olsa bazı güzel denemelerin yapıldı?ına da ?âhit olmaktayız.

    Temennîmiz odur ki, önceki dönemlerde bu yazının kuralları disiplinli bir ?ekilde ortaya konmamı?, harf anatomileri de?ifre edilmemi?tir. Her ne kadar di?er yazılar gibi katı anatomik yapıları olmasa da, celî dîvânî yazan günümüz hattatlarının, bu yazının anatomik kuralları üzerinde çalı?arak, belirgin özelliklerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Böylece ileride dejenere bir celî dîvânî yazı karakterinin ortaya çıkması da önlenmi? olacaktır. Bilindi?i üzere serbest sanat çalı?malarının günün birinde mutlaka dejenerasyon tehlikesi ile kar?ı kar?ıya kalaca?ı muhakkaktır. Her zaman geçerli olan bir sanat prensibini tekrarlamakta fayda görüyorum. Estetik ölçülerde farklı yorumlara evet, ama dejenerasyona hayır.

    Sava? ?evik
    İstanbul, 14 Ekim 2015

    Foto?raf galerisi için tıklayınız

     

     

     

    Sonraki içerikSonraki içerik

    Akademik Yazılar menüsüne ait diger içerikler...

    1. Hat Sanatında Gubari Yazı ve Hattat Mehmed Nuri Sivasi - Cafer Kelkit
    2. Türk Hat Sanatında Hilye-i ?erîfler - Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Gündüz
    3. Yitik Mirasın Pe?inde Süleymaniye Camii῾nin Tâk-ı Kebîri - Süleyman Berk
    4. Hat sanatı alanında kültür mirasımız yeterince korunup de?erlendirilebiliyor mu? - Prof. Dr. Hüsrev Suba?ı
    5. E?itime Sanatın Katkıları ve Yansımaları - Prof. İlhan ?zkeçeci
    6. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi Kur῾an Koleksiyonunun Hat ve Hattatları - Dr. Süleyman Berk
    7. Bugünün Ustaları Geçmi?in İzinde - Yrd. Doç. Dr. Fatih ?zkafa
    8. İstanbul῾un Me?hur Hattatları - Doç. Dr. Köksal Alver
    9. Vefatının 35.yılında Necmeddin Okyay Kitabı
    10. İstanbul: Açıkhava Hat Müzesi (İstanbul Kitabelerinden Seçmeler)
    11. "İstanbul῾un 100 Hattatı" Kitabı
    12. Mihrapta Hüsn-i Hat - Yrd. Doç. Dr. Süleyman Berk
    13. Klasik Sanatlar Yıllı?ı 2014 yayımlandı
    14. Sanat Yarı?maları Hakkında - Sava? ?evik
    15. Celî Dîvânî Yazıların Anatomik Yapısı ve Kompozisyon ?zellikleri - Sava? ?evik
    16. Unutulan De?erlerimizden Hattat Karînâbatlı Hasan Hüsnü Efendi - Prof. Dr. Muhittin Serin
    17. Klasik Sanatlar Yıllı?ı 2015 yayımlandı

     

    
    Site Hakkında

    ARAMAARAMA
    Hat Eserleri Galerisi


    Hat Eserleri Galerisinden...

    Levha - Ayet-i Kerîme - Eseri büyük olarak görmek için tıklayınız

     
     
    
    Sayfa başına dön Bu sitede yer alan eserlerin tüm hakları sahiplerine aittir. Sahiplerinden izinsiz kopyalanamaz,
    çoğaltılamaz ve başka mecralarda yayınlanamaz. Tüm hakları Yayın sponsoru: OrtaklarWeb tasarım: Korelasyonsaklıdır.

    Kalem Güzeli - www.kalem-guzeli.org 2008 - 2019